Dünya Kalp Federasyonu tarafından 2000’den bu yana her yıl 29 Eylül’de anılan Dünya Kalp Günü, bu yıl “kalp hastalığı göz önünde saklanabilir: bir atışı kaçırma” mesajıyla anıldı. Federasyonun “Bir Atışı Kaçırma” (Don’t Miss a Beat) kampanyası ikinci yılında; belirtileri fark etmeyi, kalbi korumayı ve hükümetlerden harekete geçmesini istemeyi öne çıkarıyor.
Kampanyanın mesajı
Kampanyanın çıkış noktası, kalp hastalıklarının birçok kişide net ve sert belirtilerle değil, sinsi ve kolayca gözden kaçan işaretlerle başlayabilmesi. Kalp ritmi bozuklukları, yani aritmiler, bu tabloya örnek olarak öne çıkıyor. Kalbin ritminin düzensiz, çok hızlı ya da çok yavaş atması, bazı kişilerde belirti vermeden seyredebilirken bazı kişilerde çarpıntı, baş dönmesi veya halsizlik gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Belirtilerin kalp dışı nedenleri de olabileceği için değerlendirmenin bir hekim tarafından yapılması gerekiyor.
Kalp ritim bozukluklarının en sık görülen türlerinden biri atriyal fibrilasyon. Kardiyoloji kaynakları, bu ritim bozukluğunun bazı kişilerde hiç belirti vermeden ilerleyebildiğini ve inme riskiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle nabzın düzensizliği, çarpıntı ya da açıklanamayan yorgunluk gibi durumların bir sağlık profesyoneline danışılması öneriliyor. Tanı, genellikle EKG gibi basit ve ağrısız bir testle başlıyor; ritim bozukluğu aralıklı ortaya çıkıyorsa daha uzun süreli izlem gerekebiliyor.
Küresel tablo
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2 Ekim’de yayımladığı Küresel Sağlık Tahminleri, kalp hastalıklarının dünyadaki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Verilere göre iskemik kalp hastalığı 2023’te yaklaşık 9,5 milyon ölüme ve 210 milyon sağlıklı yaşam yılı kaybına yol açtı; hastalık, küresel ölüm ve hastalık yükü açısından ilk sırada yer almayı sürdürüyor. DSÖ, bulaşıcı olmayan hastalıkların 2023’te küresel ölümlerin yüzde 74’ünü oluşturduğunu da bildirdi. Kalp-damar hastalıkları bu grubun en büyük bileşeni.
Aynı rapor, iskemik kalp hastalığı riskinin Batı Pasifik ve Güneydoğu Asya bölgelerinde arttığını, dünyanın birçok başka bölgesinde ise 2000’den bu yana önemli ilerleme kaydedildiğini gösteriyor. Bu farklar, önleme ve tedavi hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklere dikkat çekiyor. Kalp günü kampanyalarının “belirtileri fark et” vurgusu da bu eşitsizliğin azaltılmasında erken tanının önemini hatırlatıyor.
Federasyon, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 80’inin önlenebilir ya da yönetilebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını belirtiyor. Bu nedenle kampanyalar yalnızca tedaviye değil, bireylerin ve toplumların riskleri erken görmesine, sağlık hizmetlerine zamanında ulaşmasına ve toplum sağlığı politikalarının desteklenmesine odaklanıyor. Kalp Günü, çok sayıda ülkede ücretsiz tansiyon ölçümü, bilgilendirme standları ve yürüyüş etkinlikleriyle de kutlanıyor.
Risk faktörleri neden önemli?
Sağlık otoriteleri ve kardiyoloji dernekleri, her yıl kalp günü vesilesiyle yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme gibi risk faktörlerinin kontrolünü öne çıkarıyor. Bu faktörlerin bir kısmının düzenli sağlık kontrolleriyle erken fark edilebildiği ve hekim gözetiminde yönetilebildiği belirtiliyor. Türkiye’de Dünya Kalp Günü etkinlikleri, Türk Kalp Vakfı ve Türk Kardiyoloji Derneği gibi kuruluşların düzenlediği çalışmalarla da destekleniyor.
Bu haber genel bilgilendirme amaçlıdır. Çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma gibi şikâyetlerde ya da kalp sağlığına ilişkin kişisel sorularda bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir; acil durumlarda 112 aranmalıdır.
Kapak fotoğrafı: Peterhcharlton / Wikimedia Commons (CC BY 4.0)












