DSÖ’den ruh sağlığında dönüşüm çağrısı: Hastane yerine toplum temelli bakım

DSÖ, Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yayımladığı yeni rehberde ülkeleri kurumsal hastane bakımından toplum temelli hizmet modellerine geçmeye çağırdı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında ruh sağlığı hizmetlerinde köklü bir dönüşüm çağrısı yaptı. Örgütün yayımladığı yeni rehber, ülkeleri kurumsal hastane yatışlarına dayalı bakım modelinden, kişilerin yaşadığı toplum içinde sunulan hizmetlere geçmeye çağırıyor. Rehber, bu yılki gün teması olan “Yaşanmış deneyimler duyulsun: Gerçek sesler, gerçek değişim” çerçevesinde hazırlandı.

Rehberin çıkış noktası

DSÖ’nün aktardığı verilere göre ruh sağlığı kurumlarında bulunan kişilerin yaklaşık yarısı, aylarca ya da yıllarca iradeleri dışında tutuluyor ve sosyal yaşamdan yalıtılıyor. Kuruluş, bunun hem bireyin özgürlüklerini kısıtladığını hem de iyileşme sürecini zorlaştırdığını vurguluyor. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, kişilerin ruh sağlığı desteği alırken özgürlüklerinden ve insan onurundan vazgeçmek zorunda kalmaması gerektiğini belirtti.

Ülkeler nerede duruyor?

DSÖ’nün Ruh Sağlığı Atlası’na veri sağlayan ülkelerin yüzde 9’u, toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerine tam olarak geçiş yapmış durumda. Ülkelerin yüzde 53’ü ise bu dönüşümün henüz başında. Bu tablo, hizmet modellerinin değişmesinin kısa vadeli bir iş olmadığını, politika, finansman, insan kaynağı ve toplumsal tutumlarda eşzamanlı değişiklik gerektirdiğini gösteriyor.

Toplum temelli bakım, kişilerin evlerine ve topluluklarına yakın yerlerde hizmet almasını; uzun süreli kurum yatışı yerine ayaktan tedavi, günlük bakım merkezleri, evde destek ve akran destek gruplarının kullanılmasını ifade ediyor. Bu yaklaşım, hastaneyi tamamen dışlamak anlamına gelmiyor; ancak yatışın son çare ve mümkün olan en kısa süreli olmasını hedefliyor.

Bu çağrı, ruh sağlığı alanında uzun süredir tartışılan “kurumsuzlaştırma” yaklaşımının devamı niteliğinde. Birçok ülkede büyük psikiyatri kurumlarının kapatılıp yerine toplum ruh sağlığı merkezlerinin açılması, bu yöndeki politikaların tarihsel örnekleri arasında anılıyor; İtalya’nın 1978’de çıkardığı reform yasası ise en bilinenlerinden biri. DSÖ’nün “QualityRights” girişimi de ruh sağlığı hizmetlerinde insan haklarına saygının güçlendirilmesini hedefliyor. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi de kişilerin toplum içinde yaşama hakkını güvence altına alan bir referans olarak sık anılıyor.

Rehberin önerileri

Rehber, hükümetlere ve sağlık otoritelerine şu adımları öneriyor: Psikiyatri hastanelerindeki kalış sürelerinin kısaltılması, barınma, istihdam ve sosyal destek hizmetlerinin genişletilmesi ve hizmeti kullanan kişilerin deneyimlerinin ruh sağlığı politikalarının merkezine alınması. DSÖ’ye göre bu üç alan birbirini tamamlıyor: Barınma ve iş imkânı olmayan bir kişi için hastaneden çıkış, kalıcı bir iyileşme anlamına gelmeyebiliyor.

Rehberin gün temasıyla birlikte yayımlanması bir tesadüf değil: Hizmet kullanıcılarının karar süreçlerine katılımı, toplum temelli modelin hem tasarımında hem de değerlendirmesinde önemli bir yer tutuyor. Bu yaklaşımda ruh sağlığı sorunu yaşayan kişiler, yalnızca “hasta” olarak değil, politika ve hizmet tasarımında ortak olarak görülüyor.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplum temelli yaklaşımın bir örneği olarak Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) hizmet veriyor; bu merkezler özellikle ağır ruhsal hastalığı olan kişilerin toplum içinde izlenmesi ve desteklenmesi için kuruldu. Bunun dışında aile hekimleri ve hastaneler ruh sağlığı başvurularında ilk durak olmayı sürdürüyor.

Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin sunumuna ilişkin ayrıntılı ve güncel veriler için Sağlık Bakanlığı’nın resmî yayınlarına bakılması gerekiyor; bu haber, DSÖ’nün küresel rehberini ve genel verilerini aktarıyor. Genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel tıbbi tavsiye değildir.

Kapak fotoğrafı: Mikra72 / Wikimedia Commons (CC0)

Paylaş
Sonraki makale yükleniyor…